Pazar, Mart 06, 2011

Bak iş'te bunu yapma!

Uzun bir aradan sonra selamlar herkese.. Önce sınavlar, sonra da iş derken, hakikaten bilgisayar başına oturacak hali kalmıyor insanın. Şu an ise günlerden pazar ve saat 04.55. Duşumu alıp, kremlerimi sürüp yatağıma yollanacakken aklıma bir şey geldi ve burdayım. Saçımı kurutmaya bile üşenir bir haldeydim oysa ki. Aklıma gelen şeyse şu.. Bir süredir çalışıyorum ve kadınların işe giderken giydiklerini ve makyajlarını inceleme fırsatım oldu. Üstelik benim gibi çalışanlarının %90'ı kadınlardan oluşan bir departmandaysanız, incelemiyorsunuz.. Onlar gözünüze sokuyor :) E paylaşmazsam olmazdı şimdi bunu. 

Şunları yapmayın!
- Eğer gece uykunuzu alamamışsanız, gözleriniz şişse, göz makyajına ağırlık vererek bunu kapatamazsınız. Eyeliner falan o gözleri daha da berbat bir hale getiriyor, benden söylemesi. Madem gözler o gün problemli, dikkati dudaklarınıza çekin. 
- Eğer topuklu ayakkabılar üzerinde yürümekte zorlanıyorsanız, topuklu ayakkabılarınızın topuk boylarını daha alçak tutabilirsiniz. Yani o 8-9 cm incecik topuklu çizmelerin üzerinde, bir cambaz gibi titremeniz çok itici. 
- Asansör kalabalıkken kulaktan kulağa konuşmanız, kahkaha atmanız, saçma sapan konulardan bahsetmeniz çok tuhaf ve komik. 
- Boyunuz kısaysa uzun etekler giymeyin. 
- Eğer masa başı bir işiniz varsa, ne bileyim ani toplantıların kadını değilseniz, ofiste topuklu ayakkabı bırakmanız çok ilginç.. Sokakta yürüyemediğiniz o topuklularla ofiste de zorlanıyorsunuz sonra. Yemeğe, tuvalete falan giderken titreyen bacaklar sizi ele veriyor. 
- Rujunuz kırmızıysa, dişinizi boyayıp boyamadığını kontrol edin ara sıra.
- Saçlarınız yağlı olmasın. 
- Çoğunluğu kadın olan bir ofiste çalışıyor bile olsanız "ped" muhabbeti yapmayın. Hepinizin masasında 1-2 pedi saklayacak bir çekmece elbette vardır. En olmadı çantanızın bir gözüne tıkıştırıverin.
Bu listeyi daha da uzatabilirim. 
Ama şimdilik bu kadar.






Gelelim soldaki güzelliğe..
Geçen gün taktım sevdiceği koluma ve topuklu ayakkabı arayışına çıktım. Amacım rahat ve çok da alçak olmayan, bootie tarz bir şeylere rastlayıp aşık olmaktı :) Ve aradığım ayakkabıyı Nine West'te buldum. Soldakine benziyor fakat benimki direkt dümdüz bir süet, bununki gibi üzeri dikişli değil.. Fotoğraf makinem bozulduğu için de çekemedim. Elimdeki benzeriyle haberini vereyim dedim. 


 - Merve -

Salı, Mart 01, 2011

Pazartesi, Şubat 28, 2011

Alışveriş Tavsiyeleri-1



Herkesin ortak problemi olan zamansızlık, bizi de vurmuş durumda! Öyle ki uzun uzun paylaşımlar yapamayacak duruma düştük. Ben de fırsat bu fırsat piyasadaki gözden kaçan alınası parçaları alıp sizlerin gözüne gözüne sokup içinizdeki alışveriş canavarını dürtüklemeye karar verdim.




Cumartesi uzun zamandır fırsat bulamadığım kadar çok mağaza gezdim. City's ve Forum İstanbul'u talan ettim. Bu şirinliği Pull and Bear'dan tam çıkarken kasada gördüm ve resmen üstüne atladım. Kasada fiyatının 19,90 TL (indirimsiz!) olduğunu öğrenince de ballı börek oldu. Bu tür ucuz ve ilginç parçaları kaçırmam diyorsanız acele edin! Benim gittiğim mağazada iki tane kalmıştı. 






- Gamze -

Cuma, Şubat 25, 2011

Ajda Bizi Twist'e Götür


Biz hanımların kabul etmesi gereken bir şey var; ünlü bir hatunu kusuru olsa da yerden yere vursak diye didik didik inceliyor ve her adımını takip ediyorsak; gözümüzde o kadın aslında mükemmele yaklaşmıştır da fesatlanıyoruz demektir! Ajda Pekkan da benim gözümde böyle olan kadın gibi kadınlardandır.
Bir dönem her yurt dışına çıktığında yeni bir estetik yaptığı dedikodusu yayılır; ardından herkes onun doktoruna koşardı. Son zamanlarda tıp ilerledi tabi kanlı dikişli ameliyatlar kalmadığı için estetik muhabbeti kapandı, gitti.

Son dönemlerde Ajda Pekkan'ı trendy kostümleri ile anar olduk. Değişim sinyallerini ilk olarak Cool Kadın albümüyle piyasaya cool bir giriş yaparak vermişti. Bu pantolon askılarını ne aramıştık!



Cool kadınımız 'Ajda Bizi Diskoya Götür' ismiyle konserler verdi. Bu konserlerde yine konuşulan şahane kıyafetleri idi; o yaşa o abiyelere UGG hiç olmamıştı. Hele o mayo-kostümü giydiğinde yer yerinden oynadı. Yok efendim mucize çoraptaymış da bilmem neymiş! Bence fıstık gibiydi, kendine yersiz öz güven duyarak midelerimizi kaldıran hatunlardan kat be kat güzeldi.







Tüm bu gelişmelerden sonra, bu yeteneği bizimle paylaşmasaydı ayıp ederdi doğrusu! Bunu farkeden moda dünyası ona Twist'te kocaman bir yer açtı. Hoş tasarladığı kıyafeti hem kendi giyip, hem bir sosyetiğe giydirince biz yerden yere vurmaya başladık bile ama koleksiyonun çıkar çıkmaz kapışılacağına da eminim.

Bayanlar cüzdanlarınızda yer açın Ajda geliyooorr!




- Gamze -

Salı, Ocak 25, 2011

Hürrem Kızılı

Saç renginizi değiştirmek sizin için kolay bir şey mi? Benim için hiç değil. Hatta hayatımdaki en zor kararlardan biridir. Buna rağmen kimi zaman cesur seçimlerim de olmuştur. Mesela karamel olan saçlarımı bir anda sıkılıp simsiyah yapmış olmam güzel bir örnektir herhalde. Allahtan o siyah renkten bir şekilde döndüm ve artık hayatımda uzak duracağım tek renk siyahtır! Beyaz olan ten rengimi şeffaflaştırıyor resmen! Şimdilerde saç uçlarıma inen röflelerim ve açık kumral saç diplerimle mutluyum. Röfleye de şimdilik tövbeliyim. Şimdilik diyorum.. Çünkü açık tonları çok seviyorum. 

Hafta sonu saçlarımı boyattım. Röfleye niyetlenmiştim. Ama sonra saçlarımda gezinen parmaklarım o yumuşacık sağlıklı havayı katletmemem için bana yalvardılar adeta. Ben de vazgeçtim. Palette'nin 8.0 numara Açık Kumral'ına boyattım saçımı. Ve şimdi gayet sağlıkla, ışıl ışıl parıldıyorlar. Mutluyuz!

Gelelim başlığımıza.. Hafta sonu boya seçerken elim sürekli kızıl tonlara gitti. Ve gözümün önünde sürekli Hürrem vardı :) Muhteşem Yüzyıl'ı izleyenler bilir. Meryem Uzerli'nin o karamelimsi, turuncumsu kızıl saçları bir harika. O renge de "Hürrem kızılı" diyorum. Peki ben neden elim kızıllara uzanırken açık kumrala takılı kaldım? 

Çünkü iddia ediyorum ki;
1- Hürrem kızılı renkli gözlülere daha çok yakışıyor.
2- Kaşlarını boyamayacak olan o renkten uzak dursun. Çünkü aşırı sahte ve yapay bir görünüm oluşuyor.
3- Sık dipboya şart. Aksi takdirde çok çok kötü bir görünüm kaçınılmaz.

Haliyle kahve rengi gözlü, iki gram kaşını boyayarak onları riske atamayacak ve sık boya yaptırmayı sağlıksız bulan ben ömrü billah Hürrem falan olamam :(

Ama bakar mısınız...



- Merve -


Cumartesi, Ocak 22, 2011

Ateşin var mı?

Sigara içiyor musunuz? Ben içmiyorum. Halimden de oldukça memnunum. Ve ne yalan söyleyeyim, sigarayla ilgili birçok önyargım ve oldukça tiksindirici düşüncelerim var. Aslında benim üzerinde durmak istediğim şey sigaranın zararları falan da değil. Zira zararları yazmakla bitmez. Ben yalnızca sigaranın imajımızı nasıl etkilediğini biraz düşünelim istedim :)

Photograph by Gerrit Du Toit


Google'a "sigara içen kadın" diye yazıp, görsellerde aratınca oldukça sexy kadın fotoğraflarına rastlıyoruz. Peki bu "Sigara içen kadın sexydir." mi demektir? Bilmem. Ben birkaç kişiye sordum. Kimisi kadınına göre değişeceğini söyledi, kimisi kadın-erkek kim olursa olsun sigaranın iğrençliğinden bahsetti, kimisiyse sexylik ile sigara arasında herhangi bir bağ kuramadığını söyledi. Fakat birkaçı sigaranın kadına kattığı sexyliği onayladı. 


Çok ilginç aslında. Ve bunun birkaç nedeni olabilir. Mesela en basitinden bir pazarlama tekniği olarak başlatılmış olabilir. Sigaranın ilk zamanlarda yalnızca erkeklere yönelik bir tüketim maddesi olması nedeniyle, zamanla kadınları bu şekilde hedef kitle haline getirmişlerdir belki de. Kim bilir.. Bir tür bilinç altına sesleniştir yani.. 


Sizin aklınıza sigara deyince kimler geliyor? Hangi ünlüler mesela? Audrey Hepburn, Marilyn Monroe, Beth Gibbons? Hatta belki Marla Singer? :))


Yukarıdaki dörtlüye bakılırsa, sigara içen kadından sigara içen kadına fark var :) Audrey ve Marilyn'deki asalet bir yana, Beth ve Marla'daki asilik bir yana. Değil mi? Tutuş şekli, tavırlar vs.

Gelelim beni düşündüren "Sigara içen kadın sexy midir?" diye sorgulamama sebep olan fotoğraflara. Oldukça güzeller..
Photograph by Crisan Mihai
Photograph by Christina Köhn
Her iki fotoğrafta da siyah renk, eldivenler ve sigara hakim. Siyah renk, evet! Eldivenler de evet, sexy birer ayrıntı. Sigara? İşte buradan yola çıkıp yazdım tüm bunları :) 
Peki ya sonuç?
Sigara sağlığa zararlıdır efenim :) Çıkaracağımız başlıca sonuç bu. İçeceğiniz her bir sigaranın, içinde bulunacağınız her bir dumanlı ortamın sizin sağlığınızdan götüreceğini unutmayın öncelikle. Dişleriniz, elleriniz, tırnaklarınız, cildiniz, saçlarınız, ciğerleriniz ve vücudunuzun hemen her yerinin göreceği zararı bildiğinizi biliyorum. Fakat yine de minik bir not düşmüş olmak istedim. 
Sexyliğe gelince, tüm bunların birer pazarlama stratejisi ve bilinçaltı oyunu olduğunu düşünelim derim ben.

Fakat hiçbir kadının elinde sigarasıyla Eva Green'den daha sexy olamayacağını da belirtmeden geçemem, kimse kusura bakmasın :)

Şimdilik hoşça kalın..

- Merve -

Cuma, Ocak 21, 2011

Dantelim biçim biçim..

"Nerde bu kızlar?" diyen ve demeyen herkese merhaba! :))


Bir süredir ortalıkta gözükmüyor olmamın bir sürü nedeni var. İşmiş, güçmüş, sınavmış vs vs derken geri dönmüş bulunmaktayım efenim. Eğer zoru başarır da bu yıl mezun olabilirsem, bu yaz postlarımın daha keyifli olacağını düşünüyorum. 
Bugün son sınavımı ardımda bırakmış olmanın verdiği muhteşem huzurla ayaklarımı duvara dikmiş keyif yapıyordum ki, bir süredir aklımda olan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Sürekli yapmak isteyip de yapamadığınız şeyler vardır ya hani. Ertelersiniz, üşenirsiniz, keyfinizi kaçıran bir şeyler olmuştur.. Heh işte bu yazı benim için öyle! :) 
Yazımızın konusu "dantel". Hani şu gelinliklerde, iç çamaşırlarında, elbiselerde kullanılan.. Açıkçası daha net bir açıklama yapmak isterdim ama, elimden bu kadarı geliyor. :)) Arada bir AVM'lerdeki ev dekorasyon mağazalarındaki perdelere, yatak örtülerine bakıp "Ahh Fransız danteli.." dediğim oluyor. Ama inanın tamamen iç güdüsel, tespitlerimin aslı astarı yok. :) Tek bildiğim, şu dantel olayına bitiyor oluşum.


Birkaç görselle konuyu daha net bir hale getirelim.


Aşağıdaki fotoğrafa bayılıyorum! Beyaz ten ve krem rengi dantel arasındaki uyuma bakar mısınız. Harikulade bir sadelik.. Ayrıca dantel denilince benim aklıma hemen saten veya şifon gelir. Bu yüzden kollardaki şifon ayrıntısı da gözümden kaçmadı. Eğer açık tenliyseniz, saç renginiz de açık sarı tonlarındaysa dantelde açık renkleri tercih etmeniz demek, sade bir şıklık yaratacaksınız demektir a dostlar :) Bu foto da kanıtı olsun. 
Photograph by Joanna Kustra
Aşağıdaki elbise de oldukça şık. Ve Tabe Kıyamet'e ait.

Dantel konusunda dikkat edilecek birkaç şey var. Öncelikle, renk çok önemli. Yoksa bir perdeyi üzerinize sarmış da çıkmış görüntüsü altında pek de şık olamazsınız. Dantele daha ağır renkler yakışıyor. Siyah, krem, petrol, füme.. gibi. Beyazı ise tamamiyle gelinliklerin tekelinde. İyi ki de öyle. :) 

Dantelin çok güzel kullanıldığı, oldukça şık bir kıyafet örneği de Eva Longoria'dan gelsin :)
Son olarak, şu dantelin ne kadar sexy bir şey olduğunu yalnızca ben düşünmüyorumdur herhalde? :)
Aksini iddia etmeyelim lütfen, asla kabul etmem :))

Photograph by Tore Nilsson

- Merve -

Pazartesi, Ocak 03, 2011

İyiki Doğdun!




Blogumuzun fikir annesi,

Alışveriş delisi,

Kıyafet analizcisi,

Benim canım arkadaşım Merve, doğum günün kutlu olsun! Dilediğin her şey seninle olsun!




- Gamze -

Cuma, Aralık 31, 2010

2010 Modası Film Olsaydı...




2010 gözlerimin önünden bir film şeridi gibi akıp giderken, zihnimde canlanan kareleri sizin için derledim !




Fırfırlı,




Rengarenk ojeli,



Bol yüzüklü,




Çeşit çeşit Oxfordlarla,



Ve tabiki onları süsleyen çorapları çok sevmiştik.

Bakalım 2011 torbasında hangi cicileri getirmiş, göreceğiz!



         - Gamze -

Cumartesi, Aralık 18, 2010

Uzanmışım Kumsala Telaş Damlar İçime!

Pazar pazar içiniz ısınsın diye sizinle bu güzellikleri paylaşmak istedim. Fotoğraflara bakarken iç sesim şunları söylüyordu:

' Tanrım! Ne güzel yerler, keşke şimdi orada olsam... Nasıl bi durumda giderdim acaba oraya? Balayına mı? Yoksa orta yaşlı olarak kadın kadına mı? Acaba oraya gittiğimde kaç kilo olurdum? Rahatça bikini giyebilir miydim? Bir ömür yaşanır orada... Ama kuaför var mıdır ki? İnsanın on günde dibi çıkar, kaşı çıkar, manikür, pedikür... Zaten Survivor'da nasıl durdular bilemiyorum?! Böcek var mıdır böcek? Bi haftasonu yeter, sıkılırım ben zaten internet yok bir şey yok! '

Sahi tüm kadınlar böyle ayrıntıcı ve panik midir? Ya da sorumu düzeltiyorum; tüm kadınlar neden böyledir? Bardağın boş tarafı bizi mi simgeler? Görüşlerinizi bizimle paylaşın lütfen ve siz benim gibi yapmayın, tadını çıkarın ! :)






Perşembe, Aralık 16, 2010

Alışveriş Çılgınlığı



  Tam zamanlı çalışmaya başladığımdan beri hafta içi sakin alışveriş merkezlerinde mağaza mağaza dolaşmayı o kadar özledim ki! Kendimi ünlülerin alışveriş yaparken ne giydiklerini eleştirirken buldum. Yorumlara göz atarken bir yandan da hayal kurmaya başlayın; eğer elinizde ödemeniz gerekmeyen limitsiz bir kredi kartı olsaydı neler alırdınız? :)




  İnsanların alışveriş yaparken giydikleri şeyler, alışverişe bakış açılarını net bir biçimde ortaya koyar. Örneğin bu hatunumuz soyunması kolay bir kombin seçmiş, üstelik şıngırtılı takılar kullanmamış. Alışverişe hakettiği önemi vermiş ve ciddiyetle yaklaşmış!




Elbise şahane! Saç, makyaj yerli yerinde. Demekki bu ablamız bir alışverişkolik değil, gösterişe meraklı bir marka bağımlısı. Hoş, bunu anlamak için elindeki objektife yönelttiği TOD'S torbasına bakmak yeterlidir sanırım.



Yine rahat ama şık bir kombin ancak burada dikkat ettiğim başka bir nokta var. Alışveriş yaparken özellikle bluz, elbise, ceket gibi üzerinize bir şeyler almaya niyetlendiyseniz mutlaka saçlarınızın düzgün ve bakımlı olması gerekir. Saçlarınız kötüyken aynaya baktığınızda muhteşem bir tasarım bile denemiş olsanız, görüntü sizi tatmin etmeyecektir.




Kardashian Kardeşler için her şey ortada zaten... Gösterişe olan merakları analiz edilmekten ziyade, çözülmesi gereken psikolojik bir vaka!




Ve son olarak Allah hepimize böyle alışverişe meraklı kocalar versin diyorum!




      - Gamze -

Çarşamba, Aralık 15, 2010

Alsak alsak, ne alsak?

2011 geliyor! Yılbaşı sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum ama ben Aralık ayında yılbaşı heyecanını hep yaşarım. Yeni bir yıl, açılmış tertemiz bir sayfa gibi gelir bana. Ve bu zamanlarda sevdiklerimle hediyeleşmek de çok hoşuma gider. 
2011 yaklaşırken, sevgilisine, eşine, dostuna ne alacağına karar veremeyenlere işe yarayacağını düşündüğüm birkaç öneri sunmak istedim ben de. Ve yardıma daha çok ihtiyaç duyduklarından emin olduğum "erkeklere" özel bir yazı hazırladım :) 
Öncelikle yılbaşı hediyeleriyle ilgili kişisel fikrimi söylemeliyim. Yılbaşında seçilecek hediyelerin eğlenceli, renkli ve şık olması gerektiğini düşünüyorum. Cıvıl cıvıl, belki de komik! :) Amaç gülümsetmek, mutlu etmek ve şaşırtmak yani. İşin içinde bir doğum gününde veya sevgililer gününde olduğu gibi "minnet" yok. Her özel günde "İyi ki benimlesin!", "Ah canım benim iyi ki bulmuşum seni!" mesajı vermeyelim diyorum ben yani :)) Yılbaşı biraz daha değişik olmalı. Yeni yılı rengarenk kucaklamalı!


Ben de sizin için seçtim. Her bütçeye uygun, sevimli hediyelerim var. Bakın bakalım sevecek misiniz?


Ocak ayında en işe yarar ve sevimli hediyelerimizden biri "şemsiye" :)
Aşağıda seçtiğim sevimli modelleri görebilirsiniz. Hepsi birbirinden hoş ve birer şirin yılbaşı hediyesi olmaya aday. Kırmızı kalp olan çok şeker, fırfırlılar ise çok şık! Şemsiye için %100 yerli ürünleri olan Celal Birsen'e bakabilirsiniz. Aynı zamanda T-Box ve Twigy'de fırfırlı modelleri görmüştüm. Bir bakılabilir. Fiyat aralığı, tüm markalar göz önünde bulundurulduğunda 19 ile 75 TL arası diyebiliriz.

Tabi size şemsiye fikri saçma veya tek başına yetersiz gelmiş de olabilir. Bu yüzden diğer seçenekleri sunalım. Diğer bir önerim telefon! Ama öyle cep telefonu falan değil, evde kullanılabilecek şık ve oldukça şirin telefonlar. Bir göz atın bakalım :) Ne kadar tatlılar, değil mi? Sevgilinize alabileceğiniz bu sevimli hediyeleri BunDesign'da görebilirsiniz. Fiyatları ise 129 ile 169 TL arasında değişiyor. 

Eğer "Benim sevgilim kılığına kıyafetine çok düşkün. Onu en çok alacağım bir kıyafet mutlu eder." diyenlerdenseniz de renkli bir kazak alabilirsiniz. Kış aylarında alınabilecek oldukça sevimli bir hediye seçmiş olursunuz siz de. Ben de size iki tane örnek göstereyim. Tabe Kıyamet ürünü olan bu iki sevimli kazak birer yılbaşı hediyesi olmaya aday bence. 80'lerden kalmış havası olan bu iki kazağa ben şahsen bayıldım. Ve eğer şanslıysanız, Trendyol.com'daki indirimini de kaçırmamışsınızdır diyorum :)) Fiyatları yarıya düşmüş durumda. Haydi tık tık

Biraz da kendimden örnek vereyim. Benim için yılbaşı demek renkli hediye kutusu demek. Sevgiliye, eşe, dosta verilecek hediyenin sunumu oldukça önemli. Hani yemek için denir ya, "Lezzeti kadar sunuş şekli de önemli." diye. Heh işte öyle! Bu yüzden renkli hediye kutularına göz atmanızı da öneriyorum. 
Çünkü benim de iki yıldır yaptığım gibi, renkli hediye kutularının içine şekerleme doldurmak ve sevgiliye yılbaşında hediyesi yanında böyle şeker bir jest de yapmak inanın onu çok mutlu ediyor :) Buna bir erkek seviniyorsa, bir kız çıldırır herhalde! :)) Bu yüzden şimdi hemen aşağıdaki kutulara göz atıp, içini nasıl şekerlemelerle doldurabileceğinize karar verin. Ve marketten şeker-çikolata almaktan ziyade Mısır Çarşısı'ndan alınacak kiloluk karışık şekerlemeleri öneriyorum. Orada daha çok çeşit ve değişik lezzetleri uygun fiyata bulabilirsiniz. 
Kutu fiyatları da oldukça uygun. Haftasonu yaptığım Ikea gezimde tespit ettiğim fiyat aralığı 9 - 25 TL :) Aynı zamanda BunDesign'dan da renkli, kalp şeklindeki kutulardan edinebilirsiniz. Bu soğukta Taksim'de pasaj pasaj gezmeyin bir kutu için, adresler belli :)

Son olarak aşağıdaki fotoğrafların size ilham vereceğini düşünüyorum. 



Şimdiiiii... Sonuç olarak ben ne diyorum?
Bir kadın hediye olarak alacağı şık bir şemsiye, sevimli bir telefon, renkli bir kazak, rengarenk bir avize, küvet sehpası, ilginç bir kolye (mesela Altınbaş'ın İstanbul koleksiyonundan biri veya kar taneli bir kolye) ile çok mutlu olabilir diyorum. Ama yanında sizin hazırlayacağınız şekerleme dolu bir kutuyla da mest olur :) 

Peki siz nereye bakmalısınız?
Size en yakın AVM'lerdeki BunDesign ve Karınca Design mağazalarına!
Şemsiye fikri aklınıza yattıysa Celal Birsen, Twigy ve T-Box'a!
Kazaklar hoşunuza gittiyse dooooğru Trendyol.com'a!
Eğer "Sevgilime şık bir kolye bakarım ben." diyen varsa aranızda, internette yapacağınız minik bir araştırma ile fikir edinebilirsiniz. 

Evet beyler! Siz siz olun, sevgilinizi yeni yıla girerken gülümsetin. 
Eğer değişik fikirleriniz varsa bize blog906090@hotmail.com'a mail atarak ulaşabilirsiniz. Hala kararsızsanız ve hediye konusunda danışmak isterseniz de biz buradayız! :)

Sürpriz! 
Bir sonraki yazımda sevdiceğe hazırladığım yılbaşı hediyesini sizlerle paylaşmayı planlıyorum.
Hoşça ve beklemede kalın!

- Merve -

Hop Ki Üç Dört!

Sıkışık düzen giden hayatıma bir şey daha sıkıştırdım ve spora başladım! Sadece fitness aletlerinin beni yoracağını düşünmüştüm, yanılmışım! Asıl dert ne giysem, yüzüme ne sürsem ve saçımı nereden toplasammış.
Açıkçası spora başladığım gün böyle endişelerim yoktu. Kalori yakmaya konsantre olmuş biçimde hareketli bir playlist hazırlayarak merkezin yolunu tuttum. İlk saat kan ter içinde gözüm hiç kimseyi görmedi. Amaaaaa pilates salonuna geçince acı gerçeği gördüm. Herşeyi abartmayı seven hanımlarımız spora takma tırnaklar, dekolte bluzlar, ağır bir makyaj ve fönlü saçlarla gelmişlerdi. Ve maalesef 2 saatlik egzersizin sonunda bütün havlular boya içindeydi.
Peki spora giderken şık olmak istiyorsak ne giymeliyiz?
Şuh + Sportif = Rüküş
Hanımlar, maalesef spor yaparken şıkır şıkır olmamalısınız. Zaten bulunduğunuz ortamın ruhuna aykırı! En ideal kombin gri şort ve renk renk atletler. Hem takım eşofman iticiliği yok, hem pratik, hem rahat. Ben de bu tür şeyler tercih ediyorum.
Diğer bir seçenekse tayt üzeri bol tişörtler giymek ki açıkçası fiziğiniz düzgün olduğunda güzel görünse de ben spor yaparken arkamı kollamak istemem.
Aksesuar kullanmamanızı ve makyaj yapmamanızı tavsiye etmeme bilmem gerek var mı? Gerçi mineral pudraların cilde nefes aldırdığını iddia eden markalar var. Yine de renkli nemlendiriciyi tercih etmenizi öneririm.

Nacizane önerilerim bunlardan ibaret, kombinlerinizi, sorularınızı veya fikirlerinizi bizimle paylaşmak isterseniz blog906090@hotmail.com veya yorumlardan bize ulaşabileceğinizi biliyorsunuz!



- Gamze -

Salı, Aralık 07, 2010

Üzerinde ne var?

Merhaba! İlginç olacağını düşündüğüm, görsellerimi peşin peşin hazırladığım bir yazı geliyor. Tabi eğer aldığımız geri bildirimler birazcık daha artarsa daha bi' şevkle yazarız sanki :) Eminim birazdan yazacaklarımla ilgili hepinizin söyleyecekleri vardır.


Kadınları iç çamaşırlarına göre kategorize edebiliriz! Evet, bunu yapabiliriz. Çünkü biliyorum ki, aramızda hala kalpli, ayıcıklı iç çamaşırlarıyla aşk yaşayanlar var. Hiç önemsemeyen, altı kaval üstü şişhane gezenlerimiz de olabilir. Ve yine biliyorum ki, iç çamaşırı konusunda çok hassas olanlarımız da var. 


"Aslında mağazalarda görünce çok hoşuma gidiyor, ama kendimi henüz öyle düşünemiyorum." Ağzınızdan bu tarz cümleler çıkıyorsa, teenagelikten kurtulma aşamasına gelmişsiniz demektir. Ve inanın bana yirmi beş yaşında bir teenage de olunabilir. Malum Türk toplumu bizleri evliliğe kadar birer küçük kız çocuğu olarak kabul ettiği için..

Photograph by Matusciac Alex
Soldaki fotoğrafa bayılıyorum! 
Konuya da cuk diye oturdu sanki? :)


Ne diyordum.. Heh! Hala altı kaval üstü şişhane giyiniyorsunuz ve de bir şeyler görünmediği için rahatsınız. Ama kadın olmak bu değil! Azıcık özen şart. İçinizdeki kadına güvenmeyi öğrenmeliyiz. İlk aşama olarak takım halindeki iç çamaşırlarına yönelmek en iyisi. Ardından alacağınız tek alt/tek üst çamaşırlarla kendinize şık takımlar da uydurabilirsiniz. Yapacağınız iç giyim alışverişleriyle şık çamaşırlarınız birikecek ve zamanla tarzınız oturacak. Bu geçiş aşaması biraz sorunlu ama bir yerden başlamak lazım :) Düz renk ya da rengarenk, uyumlu ve şık çamaşırların, yaşımız ilerledikçe bize kendimizi daha iyi hissettirdiği bir gerçek.




Öncelikle, iç giyim denilince aklınıza ne geldiği çok mühim. İç giyimde şıklık ve uyum diyince bahsettiğim leopar desenli ya da yalnızca siyah vamp modeller değil tabi ki. Ayrıca leopar deseninin olayı çok başka, ki ben buna "leopar etkisi" diyorum :) Her neyse, anlatmak istediğim şey, iç giyimde şıklığın nasıl olacağı.. Birkaç örnekle beraber düşünelim!



Soldaki takım Oysho'ya,
sağdaki ise Victoria 
Secret'a ait.. Leopar etkisini burada görebiliyoruz :) 
Ancak doğru yerde kullanıldığında harikulade gözüken bu desen, fazlalığında basit bir görünümü de beraberinde getiriyor.
Aman dikkat!


Peki ya bunlara ne demeli? Günlük bir havası olduğu aşikar. Şeker gibiler! Aynı renk tonlarından oluşan alt ve üstler harika kombinlenmiş. Öyle değil mi? İç giyimde şık olmanın tek koşulu sade olmak falan değil 
yani :)

Photograph by Rob van Berkel
Beyaz iç çamaşırları en sorunlu olan gruptur! Çünkü modeline göre çok basit ve sıradan olunabilir. Aynı şekilde tercih edilebilecek değişik bir model de daha duru ve taze bir görünüm elde etmenizi sağlayabilir.


Mesela size ilginç gelebilir şimdi ama, bir arkadaşım bu yazıyla ilgili görselleri görünce "beyaz" için şöyle dedi:
"Eski erkek iç çamaşırlarının rengi genelde beyaz olduğu için bilinçaltımda itici!"



İşte bu yüzden "beyaz" mevzusu biraz karışık :) 
Dikkati elden bırakmıyoruz. 




Sırf bu konuyla alakalı onlarca yazı yazılabilir. Ben genel olarak bir giriş yapmak istedim aslında. Böyle hassas bir mevzuya dair daha birçok tespitim olduğunu söylesem de şaşırmazsınız herhalde.
Sizin de düşüncelerinizi öğrenmek isterim. Favorileriniz neler? Hangi modeller ve renkler? Bana katılmadığınız noktalar var mı?
Nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuz zaten: blog906090@hotmail.com :)


Ha unutmadan! Ben aşağıdaki fotoğrafa ba-yıl-dım! 

Siyaha dair söylenecek her şeyi tek başına "bağırıyor"!


Photograph by Leif Westling
  


















- Merve -